Kardeşim Ali Haydar Marksizm ve Sovyet Pratiği başlıklı bir yazı yazdı. Yazısında tarihsel bir önemi bulunan, dünya genelindeki kolektif yanılgımız Sovyet deneyimini anlatıyor. Sorgulayıcı, olgulardan hareket edilerek yazılmış bir yazı. Ali Haydar benim sadece kardeşim değil; O, arkadaşım, yoldaşım ve fikirdaşımdır. Bu
Bazı Şeyler Maalesef Unutulmuyor başlıklı yazım 29 Mart 2023 tarihinde bazı gazete ve sitelerde yayımlandıktan sonra birçok dostumla paylaştım yazımı. Gerek gazete ve sitelerde okuyanlar ve gerekse paylaşımda bulunduğum insanlardan WhatsApp üzerinden birçok mesaj ve yorum aldım. Zaman ayırıp yazımı okuyan, yorum
Sevgili Gün Zileli Ağabeyim, Merhaba. Size cevap vermede biraz geciktiğim için lütfen kusuruma bakmayın. Şehirlerarası bir yolculuk, bazı yapılacak işlerimin olması, eski dostlarımı ziyaret etmem bu gecikmeye neden oldu. Ancak, az önce bilgisayarımı açma fırsatım oldu ve açar açmaz da hemen size
Mektup, 29 Mart 2023 tarihinde yayımlanan “Bazı Şeyler Maalesef Unutulmuyor” başlıklı yazımı kendisine göndermem üzerine gönderilmiştir. Müslüm arkadaş, merhaba,Mektubunu aldım, yazını okudum.Bugüne kadar kitabıma(1) ilgi gösteren ve dönüş yapan iki kişinin geçmiş ya da bugünkü siyasi kimlikleri çok ilginç: Bunlardan biri, eski
1962 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Amerikalı yazar John Steinbeck’in Gazap Üzümleri, Bitmeyen Kavga ve daha birçok kitabını okumuştum ama Rusya Günlüğü(1) adında bir kitabının olduğunu bilmiyordum. Oğlum Utku yılbaşında yanıma geldiği zaman, okumam için getirdiği kitaplar arasında görünce haberim oldu. John Steinbeck
Yaşadığımız korkunç deprem nedeniyle yakınlarını kaybedenlere sabır ve güç, yaralılara şifa diliyorum. *** Bir önceki yazımda ABD’li akademisyen Robert Darnton’un kaleme aldığı 1789 Fransız Devrimi öncesini anlatan Eski Rejimde Yeraltı Edebiyatı(*) isimli kitabı tanıtmaya çalışmıştım. Yazımda, kitapta anlatılan “yeraltı edebiyatı”nın siyasi propaganda
Sevgili dostum ve Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’nden koğuş arkadaşım Recep Maraşlı’nın Almanya’dan adıma imzalayıp gönderdiği Diyarbakır ya da Sodom’un 5 No’lu Zindandaki Bin Günü(*) kitabı teknoloji ve iletişimin bunca gelişmişliğine rağmen ancak 2 ay 5 günde elime ulaştı. Gecikme, kitabın özgül ağırlığından
Dünya kritik bir süreçten geçiyor. Dijital teknolojik gelişime hayatımızı, yaşam biçimimizi, düşüncelerimizi derinden etkiliyor. Ukrayna-Rusya savaşı siyasetten yeni bir “soğuk savaş”ı başlattı ve dünya genelinde demokrasi, insan hakları, çevrenin korunması raftan indirildi ve şimdi tüm devletler güvenlik ve savunma gerekçesiyle silahlanmaya başladı.
İnsanın kendisini, arkadaşını, tanıdığını, kardeşini anlatması hoş bir şey değil, ama bazen bu kaçınılmaz oluyor. Dün akşam bilgisayarımı açıp kardeşim Ali Haydar’ın göndermiş olduğu duygu yüklü mesajını ve şiirini okumam beni bu yazıyı yazmaya mecbur etti. Belki özlemden ve belki de daha
Kardeşim Ali Haydar Üzülmez’den aldığım bir mektup Günaydın Sevgili Ağabeyim, Dün Özgürlük Parkı’nda yürürken akraba ve benim tanımadığım onların beni/ bizi tanıdığı insanlarla telefonda konuştum. Benim iyi bir baba, iyi bir öğretmen, iyi bir devrimci/ arkadaş, geçmişte iyi bir eş olduğumu söylediler.