Önsöz Bilime, edebiyata, sanata değer katan tüm erdemli insanların anısına… Felsefe ile matematik abi kardeş gibidir. Bu kardeşlikte zaman zaman felsefe, düşünce anlamında matematiğe ağabeylik yapar. Düşüncenin hayat bulmasını da küçük kardeş matematik sağlar. Zaman zaman da çözüm ve önerilerle matematik de
Kör Talih, Lâl Tarih ve İki Mesaj
“Bilmez misin ki bu dağların ağaçları kayalardır.Ma tu nizanî darên van çiyayan zinar in.”-Ferit Edgü Coğrafya siyasi bir alandır, bu alanda Kürtlerin kısmetine kör talih ve lâl tarih düşmüş. Geçmişten süzülüp gelen, Dicle ve Fırat’ın sularına yansıyan tarih sayfaları böyle söylüyor. Tarih sayfaları bir başka şey daha söylüyor: Egemenin, egemen anlayışın, muktedirin tarih anlayışına göre tarih yazanların tarihi ve sosyolojik gerçekleri ya görmediğini/ görmek istemediğini ya da bütün hünerlerini kullanarak bilgi kirliliğinin bir parçası olduklarını, doğruyu eğri ya da eğriyi doğru olarak yutturmaya kalktıklarını söylüyor. Hegel acaba neden tarihi mezbaha olarak tanımlıyor? Bunu düşünelim. 100 yıldır Kürtlerin varlığı ve dili
Hegel Niçin Dil Konusunda Leibniz’i Eleştirir?
“Dil doğrulursa düşünce de doğrulur.” –Oya Baydar Çok sevdiğim bir tanıdığım vardı. Kürt olmasına karşın ailece evde, çarşıda, pazarda Türkçe konuşurlardı. Tanıdığım çok, çok az Kürtçe biliyordu. Zamanla (12 Eylül öncesi) devrimci, sol düşünceye yöneldi ve illegal Kürt örgütlerinden birinde mücadele etmeye başladı. Sonra tutuklandı. Çok kısa bir dönem Ankara Mamak Cezaevi’nde kaldı ve ardından Diyarbakır 5 Nolu Askeri Cezaevi’ne gönderildi. Hatırladığım kadarıyla 5 Nolu’da dört yıl tutuldu ve burada her türlü baskı ve işkencelere maruz kaldı. Cezaevinden çıktıktan sonra İsveç’e gitti. İsveç vatandaşı oldu. Geçimini sürdürmek için çalışmaya başladı. Evlendi, çocukları oldu. 12 Eylül’le birlikte genel olarak Türkiye’de, özel
Felsefe ve Matematiğin Yoldaşlığı
Önsöz Bilime, edebiyata, sanata değer katan tüm erdemli insanların anısına… Felsefe ile matematik abi kardeş gibidir. Bu kardeşlikte zaman zaman felsefe, düşünce anlamında matematiğe ağabeylik yapar. Düşüncenin hayat bulmasını da küçük kardeş matematik sağlar. Zaman zaman da çözüm ve önerilerle matematik de felsefeye yol gösterir. Müslüm ağabeyimle benim ilişkim de felsefe ve matematik ilişkisi gibidir. Bu ilişki kardeşlik ilişkisi yanında arkadaşlık, sırdaşlık, fikirdaşlık ve yoldaşlık ilişkisine dayanır. Abi kardeş olarak hep birbirimize karşı saygılı, dürüst ve anlayışlı olduk. Sevgimiz hiç eksik olmadı. Hiç kavga ettiğimizi hatırlamıyorum. Karşılıklı yüksek sesle de birimize karşı konuşmadık. Hayatımızda güzel ve kötü günlerimiz oldu. Sevinci
Hoşot (Dicle) Anıları ve Önemli Bir Öneri
Sevdiğim dostların, arkadaşların, tanıdıkların, hemşerilerin kitaplar yazması beni her zaman sevindirmiş ve yaşama dair umudumu tazelemiştir. Kıymetli hemşerim, iş insanı Refik Türk’ün hazırlamış olduğu ve imzalayıp şahsıma gönderdiği Köy Enstitüsü’nden İlköğretmen Okulu’na HOŞOT (DİCLE) ANILARI(*) kitabı bende bu duyguları bir kez daha yeniden yaşattı. Teşekkürler kardeşim. Anıların yazılmasını önemserim ve anı okumayı da severim. Bu nedenle HOŞOT (DİCLE) ANILARI kitabını elime alınca bir solukta okudum. Erganili oluşumun ve eskiden Ergani’nin simgelerinden biri olan Dicle Köy Enstitüsü’nün anlatılmasının, kardeşlerimden Miktat’ın burada okuması ve Ali Haydar’ın da üç yıl gibi kısa bir dönem okulda yöneticilik yapmasının da bu hızlı okumamda payı var
“Felsefe ve Matematiğin Yoldaşlığı”na Gelen Yorumlar
“Felsefe ve Matematiğin Yoldaşlığı” başlıklı yazım 14 Mart 2024 tarihinde şahsi web sitemde ve sonrasında bazı yerel gazetelerde yayımlandıktan sonra whatsapp ve e-posta üzerinden çok sayıda mesaj ve yorum aldım. Bu mesaj ve yorumları gönderen güzel insanların tümüne teşekkürü borç bilirim. Gelen mesajlardan bazıları bir şeyler söylediği için arşivimde saklı kalmasına gönlüm razı olmaması nedeniyle, mesaj sahiplerinin hoşgörüsüne sığınarak mesajları geliş sırasına göre sıralayıp var olan yazım hatalarını da düzelterek yorumsuz -övgü içerenler hariç- paylaşmak istiyorum. Her yorum, her eleştiri, her ileti benim için çok değerlidir; başım gözüm üstünde yerleri vardır. Selam ve saygılarımla… Gelen Mesaj ve Yorumlar Bazıları: Çok
“Yaşam-Jiyan” Resim Sergisine Dair
25 Şubat 2024 günü davetli olarak “Yaşam-Jiyan” adıyla açılışı yapılan resim sergisine gittim. İstanbul Ergani Derneğinin katkılarıyla dernek binasında açılışı yapılan Hava Kılıç’ın yağlı boya resim sergisinde sergilenen resimleri tek tek inceledim. İzlerken içten bir sevinç duydum; resimlerin estetik güzelliği ve bu resimleri yapanın hemşerim bir kadın ressam olması beni duygulandırdı. Ayrıca, sergiden elde edilecek gelirin öğrencilere eğitim amaçlı burs olarak verileceğini duymam da bende çok güzel duygular yarattı. Böylesine övgüye değer güzel bir duyarlılık gösterildiği için emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum. Resim güzel sanat dallarından biridir. Görünenin veya zihinde oluşturulan imgelerin kalem, fırça ve boya gibi araçlarla bez, kâğıt
Hafız, İskân Azizoğlu ve Bir Fotoğraf
Kavalcı Hafız Zülfo’yu son zamanlarda çok anlattığımın farkındayım, ama bazı yeni bilgiler alınca tekrar yazmam kaçınılmaz oldu. Kıymetli dostum Seîd Veroj çok güzel bir fotoğraf gönderdi. Fotoğrafı görünce dayanamadım ve bunu yazıya dökmem gerekir dedim. Seîd Veroj ve Lûtfî Baksî’ya buradan teşekkürlerimi, göndermede emeği geçenlere de selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Fotoğraf 1963 yılında Ergani Tren İstasyonu’nda çekilmiş. Orijinali Lûtfî Baksî’nin arşivinde. Fotoğrafın arkasında şunlar yazılı: “Ergani İstasyonu/26.5.1963 Kardeşim Lütfi!Tanıştığımızın bir hatırası ve arkadaşlığımızın bir delili olarak selamlıyorum.Sonsuz sevgilerimle. İskân Azizoğlu(İmza)” Fotoğraf elimde, sessizce göz ucuyla tarıyorum. Taradıkça tarihin ve kavalın sesi zihnimin derinliklerinde yankılanıyor. Tren, Ergani İstasyonunda durmuş. Kompartımanlardan birinin
Kuşbakışı bir Ergani gezisi
Anadolu Kültür ile Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği’nin birlikte ortaklaşa yürüttüğü bir proje kapsamında Diyarbakır Hafızası’nın “İlçe Postası” ismiyle başlayan yeni sergi dizisi 18 Aralıkta yayına konuldu. Serginin editörlüğünü Pınar Öğünç, çevirilerini Dilawer Zeraq, Abdulsıttar Özmen (Kürtçe) ve Nazım Dikbaş (İngilizce), sergi tasarımını ise Ali Doğan Çetin yaptı. Sergi kapsamında kaleme aldığım “Kuşbakışı bir Ergani gezisi” başlıklı yazımın Türkçe, Kürtçe ve İngilizce linklerini aşağıda sunuyorum: Türkçe: Kuşbakışı bir Ergani gezisi Kürtçe: Gereke li Erxenîyê ya ji jor de İngilizce: A bird’s eye tour of Ergani
Hafız, Nişo ve Kavalın Büyülü Gücü
Yaklaşık 20 yıl önce, arkadaşım Ali Aslan beni Ergani’de Hafız Zülfi Yokuş’un kızı Xecê’nin evine götürmüştü. O zaman Xecê (Hatice Kayar) artık ufacık bir kız çocuğu değil; evlenmiş ve çoluk çocuk sahibi bir kadındı. Geçmişe dair konuşmak istemiyordu, gergindi, sanki geçmişte yaşadıkları yoksulluktan utanır gibi bir hali vardı. Sağ olsun Ali’nin güven oluşturup ortamı yumuşatmasıyla zor bela Hafız’a dair ağzından bazı bilgiler alabilmiştim. Kavalı hakkında da, Hafız’ın kavalının çok değerli ve kayıp olduğunu, kavalını zamanında Diyarbakır’da çok ünlü olan kaval ustası Ermeni Nişo tarafından yapıldığını, vs… Edindiğim bilgileri daha sonra yayımlanan Çayönü’nden Ergani’ye Uzun Bir Yürüyüş kitabımda (2005) Hafız’ı tanıttığım
Bu Vandalizm nereden besleniyor?
Kürt coğrafyasında tarihî/kültürel miras yok ediliyor! Daha başta söyleyelim; tarihî eserlere gerçek anlamıyla maalesef yeteri kadar ilgi göstermiyor, onları koruyamıyoruz. Ülkenin tamamına dair geçerli olan bu olumsuz tablo, Kürt coğrafyası söz konusu olduğunda çok daha ağır ve daha da kötü: Keldanilere, Süryanilere, Ermenilere, Yahudilere, Araplara, Türklere, Kürtlere ait tarihî eserler ya bilinçsizlikten tahrip ediliyor ya da sahipsizlikten yok oluyor. Hemen ilk bakışta göze çarpan ve birkaç cümleyle özetlenebilecek bu yalın ve acı gerçeği yaratan nedenleri şöyle sıralayabiliriz: Doğal aşınma Tarihî yapılar, kaya kabartmaları, mağaralar binlerce yıldır yağmur, dolu, kar, sıcak, soğuk, rüzgâr, fırtına vb. gibi fiziki doğa koşullarının etkisi altındadır.